Nazan Bekiroğlu

  • Az mı yazıyorum, çok mu? Her yazar, yazı serüveninin bir noktasında bu soruyla yüzleşmiştir. Edebi üretimde nitelik­–nicelik tartışmasını akla getiren sorunun herkes için farklı bir cevabı var. Mesela Hüseyin Cöntürk gibi, “Şüphesiz ki çok yazmak, mutlaka kötülüğün işareti değildir.” diye düşünenler çoğunlukta. Gelgelelim, bir sonraki kitabını yayımlamadan önce ne kadar beklemesi gerektiği sorusu, her yazar

    Read more →

  • Okuduğu kitapta sevdiği bir cümlenin altını çizmek ya da sayfanın kenarına not iliştirmek, onu sahiplenmenin alâmetidir. Kimileri bu eylemi gerçekleştirmeyi, kitaba saygısızlık gibi görse de her okurun kalemle böyle bir imtihanı olmuştur. Kitapla kurduğumuz bu ilişki herkes için biricik bir eylem iken, bunun verdiği hazzı tarif etmenin zorluğu bir yana tavrımız farklıdır. Nazan Bekiroğlu’na kulak

    Read more →

  • Usta yazar Bilge Karasu, Narla İncire Gazel adlı kitabında şöyle bir anısından bahseder: “Anam her kışın en karanlık noktasında, eve girerken bir nar atardı yere, bütün gücüyle; parçalanıp iyice dağılsın diye. Evin beti bereketi niyetine… Ardından hızla süpürüp silerdi ortalığı. Bir iki gün sonra, narın patladığı yerden çok uzakta incecik bir çıtırtı duyduğum olurdu ayağımın

    Read more →

  • Photo by Kate Bezzubets on Unsplash Usta öykücü Bilge Karasu’ya sorarlar, “Yapıtlarınızın yatırım konusu olmasını, günümüzde geçerli reklâm anlayışıyla duyurulmasını nasıl karşılarsınız?” diye. Karasu’nun cevabı aynen şöyledir: “Bir sanayi ticaret kuruluşu olan yayınevinin, kitabı yayımlamakta yaptığı yatırımı, ürettiği malı tanıtmak için bir başka yatırımla desteklemek istemesi akla uygun olmaz mı?” Günümüz yayın dünyasının yıllardır halden hale bürünen bu

    Read more →