Londra

  • Damien Hirst’ün ismi anıldığında, biraz huzursuzluk baş gösterir. Katlanan servetine karşılık, atölyesini onlarca kişinin çalıştığı bir üretim merkezine döndürmesi ve onlara verdiği düşük ücretler de eklenince Hirst, son yıllarda ‘girişimcilik’ yönünden dolayı epey düşman kazandı. Hirst, sanat tarihine katkısı (özellikle kariyerinin ilk yıllarındaki öncü işleri) ve piyasada oluşturduğu dengelerle gündemde olan bir isim. Üç bin

    Read more →

  • 1939’da henüz sekiz yaşındayken, Nazi zulmünden kaçıp bir mülteci olarak İngiltere’ye sığınan çocuğun en büyük hayali, sanatçı olmaktı. Geride bırakmak zorunda kaldığı ailesi toplama kampında öldü. Londra’nın kuzeyinde savaş döneminden bu yana kendini kapattığı atölyesinde, yılın üç yüz altmış beş gününü üreterek geçirdi. Çok zorunlu olmasa yolculuk yapmadı. Müzelere, sergi açılışlarına ve bienallere yolunu düşürmedi.

    Read more →

  • Şair ve yazarların çalışma mekânlarını ziyaret etmek okurlar için büyük bir saadettir. Sevdiği yazarın peşine düşen meraklılar, onun geride bıraktığı yazı masasını, kalemleri, defterleri, karalamaları ve odasının manzarasını hayranlıkla izler. Doğumunun 100. yılı kutlanan Galli şair Dylan Thomas’ın Galler’in Laugharne kasabasındaki kayık evini ziyarete gelenler, şairin hatıraları arasında büyük bir merakla geziniyor. Nehrin kıyısındaki bu

    Read more →

  • Edebiyatçıların eserlerindeki karakterlere nasıl isim verdikleri okurlar için merak uyandırıcı bir sorudur. Jorge Luis Borges’e “Karakterlerinize isim bulurken belli bir yönteminiz var mı?” diye sorulduğunda, usta yazar şöyle cevap verir: “İki yöntemim var. Birincisi dedelerimin, onların babalarının adlarını kullanmak. Diğeri ise bir şekilde dikkati­mi çekmiş adları kullanmak. Örneğin, bir öykümde sürekli ora­dan oraya gidip gelen

    Read more →

  • John Berger benzersiz kitabı Görme Biçimleri’nde bize görme eylemine dair ufuk açıcı bilgiler verir. Berger’den birkaç cümle alıntılarsak “Yalnızca baktığımız şeyleri görürüz. Bakmak bir seçme edimidir. Bu edimin sonucu olarak gördüğümüz nesne -her zaman elimizle dokunabileceğimiz bir nesne anlamında olmasa da- ulaşabileceğimiz bir alana getirilmiş olur. (…) Tek bir nesneye değil, nesnelerle aramızdaki ilişkilere bakarız

    Read more →

  • Edebi kişilikler üzerine açılan sergilerin kışkırtıcı bir yönü vardır. Çekmecelerden, arşivlerden ve eşin dostun notlarından bir bir dökülen hatıralar, fotoğraflar ve anılar yazarın bir başka yüzünü önümüze sunar. 20. yüzyılın önemli yazarlarından Virginia Woolf (1882-1941) için Londra’daki National Portrait Gallery’de açılan Virginia Woolf: Art, Life and Vision başlıklı sergi, bu bilmece yüklü ismin dünyasını şaşırtıcı

    Read more →

  • Dünya mimarlık literatürüne ‘Bilbao Etkisi’ (Bilbao Effect) olarak geçen kavrama meraklısı aşinadır. Kısaca değinecek olursak, senelerce bir endüstri kenti olarak ömrünü devam ettiren İspanya’nın Bask bölgesindeki Bilbao, ekonomik krizler ve işsizlikle boğuşan kendi halinde bir şehir iken bir anda talihi döner. İspanyolların bile çok yüz vermediği, pek yolunun düşmediği Bilbao, 1997’de açılan Guggenheim Müzesi ile

    Read more →

  • 20. yüzyılın usta şairi T. S. Eliot (1888-1965), iki yıl kadar üzerinde çalıştığı Çorak Ülke’yi yazdıktan sonra arkadaşı Ezra Pound’a gösterir. Pound, şiirin ilk taslağından tam 360 dizeyi siler. Nihayetinde geriye 434 dize kalır ve eser böylece yayımlanır. Eliot’a seneler sonra bir söyleşisinde “Çorak Ülke’nin orijinal, üzerinde oynanmamış müsveddelerini saklıyor musunuz?” diye sorulur. Şair “Hiç

    Read more →