James Joyce
-
Modern romanın başlangıcı kabul edilen James Joyce’un Ulysses’i 100 yaşında! Joyce’un yedi yıl boyunca üç şehirde kaleme aldığı ve Dublin’deki tek bir günde yaşanan olayları anlatan kitap, evet, zor okunan bir roman. Üç ana karakterin –Stephen Dedalus, Leopold Bloom ve karısı Molly’nin hikâyelerine odaklanan Ulysses, İngilizcede yazılmış en güzel betimleyici paragrafları içerir. Roman, edebiyatta ifade
-
“Hastalık” kelimesi huzursuzluğu içinde barındırır. Tıpkı huzursuzluk gibi hastalığı da tarif etmek zordur. Bilge Karasu hayatının son dönemlerinde kaleme aldığı, yarım kalan “Acı Çeken Gövde” adlı denemesinde şöyle der: “İnsan neyi betimlemeğe kalkmamış ki ağrıyı da betimlemeğe girişmiş olmasın?” Pankreas kanserinin pençesindeki Karasu bu kısa metinde bedenini ele geçiren amansız hastalığı anlamaya çalışırken, okuru Virginia
-
Bir kitap tutkunu olan yazar, editör ve çevirmen Alexander Pechmann’ın kaleme aldığı Kayıp Kitaplar Kütüphanesi, kendi deyişiyle, Babil Kütüphanesi’nin mütevazı bir şubesi. Lord Byron, Charles Brockden Brown, Shelley, Goethe, Balzac, Flaubert, Cendrars, Kafka, Dostoyevski, Hemingway, Joyce, Mann, Melville, Puşkin gibi şair ve yazarların elyazmalarının izini sürüyor yazar. Bir eserin yarım kalmasına sebep olan yaşlılık, hastalık
-
Romanın günümüz dünyasında taşıdığı anlam ve işlev gitgide derinleşirken bu edebi tür, hem şiir hem de öykü ile arayı iyice açtı. Her yıl yayımlanan roman sayısının yanı sıra dünya dillerine çevrilen edebi türlerin başında olan romana geniş bir ilgi olduğunu söylemek zor değil. Okurdan bu rağbeti gören romanın, otorite nezdinde de itibar kazandığını söyleyebiliriz, zira
-
Bazı klasiklerin ‘yüksek edebiyat’a dahil oluşundan mı yoksa okuru zora sokan yanlarından mı bilinmez James Joyce’un başyapıtı Ulysses, bu türden kitapların başında gelir. Enis Batur’un deyişiyle: “Ulysses’i tanımak için kırk fırın gerektiği bilinen bir gerçek”. Joyce’un modern romanın başlangıcı kabul edilen Ulysses’in, zor okunurluğu konusunda söylediği şu sözü ile devam edersek: “İçine o kadar çok
-
Ülkemizde biyografi türü zayıf bir damarda ilerliyor. Bu alanda yayımlanan kitapların ve böyle zahmetli bir işi yüklenen yazarların azlığı bunun en büyük delili. Öyle ki, son dönemde çıkan en iyi biyografi kitabı hangisidir diye sorduğumuzda pek çoğumuzun vereceği cevap yoktur. Yazarlar hakkında kaleme alınmış biyografiler ve romanlar bir yana onların eşlerini konu alan kitaplar da
-
Amerikalı yazar John Williams (1922-1994) Stoner adlı romanını 1965’te kaleme almıştı. Yazarın kendi hayatıyla benzerlikler taşıyan eserin konusu kısaca şöyle: William Stoner ziraat fakültesini bitirip babasının çiftliğini devralmak için yola düşer. İngiliz edebiyatına merakı, onu bu alana yöneltir. İnişli çıkışlı bir evliliğe rağmen aşkı bulan Stoner sönük ve sıradan bir akademisyen sayılmasına rağmen işini coşkuyla