J. D. Salinger
-
Huzur‘un Mümtaz’ı, Tutunamayanlar‘ın Selim Işık’ı, Sabahattin Ali’nin Raif Efendi’si, Aylak Adam’ın Zebercet’i, Suskunlar‘ın Uzun İhsan Efendi’si… Edebiyat tarihinin bu unutulmaz karakterlerinin, zihnimizdeki biricik yerini altüst edecek yepyeni bir kurguyla karşınıza çıktığını düşünün. Kimi yazarlar ve okurlar için kabul edilemeyecek bir durum gibi gözükse de, bir eserden esinlenerek yazılan ve senelerdir sessizce internette yayımlanan hayran kurmacası
-
Edebi türler arasındaki sınırın gittikçe daha da şeffaflaştığı bir çağdayız; artık edebiyat türlerini kesin çizgilerle ayırmak mümkün değil. Eleştirmen René Wellek’in dediği gibi, “Zamanımızın hemen hemen bütün yazarları için tür farklılıklarının bir önemi kalmamıştır. Sınırlar sürekli ihlâl edilmekte, türler birleştirilmekte ya da iç içe geçmekte, eski türler atılmakta ya da dönüştürülmekte, yeni türler oluşturulmaktadır.” Yazma
-
Münzevi yazar J. D. Salinger’a “Neden kitaplarınızı imzalamaktan nefret ediyorsunuz?” diye sorulur. Salinger şöyle cevap verir: “İmza vermeye inanmıyorum. Anlamsız bir hareket. Kimse için adını yazarak imza atma. Aktör ve artistlerin imza vermeleri kabul edilebilir, çünkü onların verebileceği tek şey yüzleri ve isimleri. Fakat yazarlarda durum farklı. Onların verdikleri şey eserleri. Dolayısıyla imza vermek bunun