Aziz Nesin

  • Az mı yazıyorum, çok mu? Her yazar, yazı serüveninin bir noktasında bu soruyla yüzleşmiştir. Edebi üretimde nitelik­–nicelik tartışmasını akla getiren sorunun herkes için farklı bir cevabı var. Mesela Hüseyin Cöntürk gibi, “Şüphesiz ki çok yazmak, mutlaka kötülüğün işareti değildir.” diye düşünenler çoğunlukta. Gelgelelim, bir sonraki kitabını yayımlamadan önce ne kadar beklemesi gerektiği sorusu, her yazar

    Read more →

  • Edebiyatımızın üretken kalemlerinden İbrahim Yıldırım, yeni romanında yaşarken adı unutulmuş bir şairin gözünden Türkiye’nin sancılı birkaç dönemine odaklanıyor. Birkaç türün içiçe geçtiği romanda betimlenen darbe sonrası hayatlar ve huzursuz anlar, Yıldırım’ın deyişiyle ülkedeki karanlık karnavalı işaret ediyor. Edebî yolculuğunda, “Bir insanı nereye kadar tanıyabiliriz?” sorusunun peşine düşen yazarla Türkiye’nin “sıkıntı  tarihi” olarak tanımladığı son romanını

    Read more →

  • Amerikalı yazar John Williams (1922-1994) Stoner adlı romanını 1965’te kaleme almıştı. Yazarın kendi hayatıyla benzerlikler taşıyan eserin konusu kısaca şöyle: William Stoner ziraat fakültesini bitirip babasının çiftliğini devralmak için yola düşer. İngiliz edebiyatına merakı, onu bu alana yöneltir. İnişli çıkışlı bir evliliğe rağmen aşkı bulan Stoner sönük ve sıradan bir akademisyen sayılmasına rağmen işini coşkuyla

    Read more →

  • Günümüz İspanyol edebiyatının usta isimlerinden Carlos Ruiz Zafón’un Türkçeye Rüzgârın Gölgesi adıyla çevrilen kitabında, henüz çok genç olan Daniel Sempere adındaki genç kitapçı babasıyla birlikte Unutulmuş Kitaplar Mezarlığı’nı ziyaret eder. Babası, oğlundan bir kitap seçmesini ve onu evlat edinmesini ister. Genç Daniel, mezarlıktan daha önce hiç adını ve yazarını duymadığı bir romana uzanır. Bu romandan

    Read more →