• ‘Hem dünyada hem de ülkemizde edebiyat dergiciliğini sürdürmenin zorlukları gittikçe ağırlaşıyor. Geçtiğimiz aylarda iki saygın edebiyat dergisi biri Londra’dan biri de New York’tan önemli işbirliğine girdi. The Paris Review ve London Review of Books, her iki dergiye birlikte abone olma kampanyası başlattı. İlk sayısını 1953’te çıkaran The Paris Review ve ilk sayısını 1979’da yayımlayan London

    Read more →

  • Portre sanatının gittikçe fotoğrafa daha yakınlaştığını söylemek zor değil. Özellikle yeni kuşak genç sanatçıların, tıpkı bir fotoğraf karesi izlenimi veren foto-gerçekçi yağlı boya ve akrilik portre çalışmaları mükemmeli daha da yakalama çabasında. 1960’larda özelikle Amerika Birleşik Devletleri’nde ortaya çıkmış olan foto-gerçekçi resim akımına bu yeniden ilgiyi, pek çok sanat galerisindeki eserlerde görmek mümkün. Dünyanın önemli

    Read more →

  • Novella (kısa roman) ve roman arasındaki çizginin ne olduğuna dair edebiyat dünyasında kafa karıştırıcı söylemler var. Bu iki tür arasındaki farkın neye göre ayrıldığını tanımlamak güç bir uğraşken, eleştirmenlerin, yazarların ve seçici kurulların bu konuda çeşitli fikirleri ve kelime sayısı zaman zaman gündeme geliyor. Yükselen bir tür olarak novellanın, metin uzunluğunun ne kadar olması gerektiği,

    Read more →

  • İkinci Dünya Savaşı, insanlık için tam bir yıkım oldu. Savaş sonrasında hayatın pek çok alanında kasvet hâkimdi. Bu yıkımdan, umutsuzluk ve bezginlik ortamından sanat da payına düşeni almıştı. Nazi karanlığını ve savaşın yıkımlarını yeni bir yol açarak dağıtmaya çalışan 20. yüzyılın öncü sanat akımlarından Zero (Sıfır), kendi döneminde pek de anlaşılamayan sıradışı işler ortaya koydu.

    Read more →

  • Bileti yolculuğa, kartpostalı mekâna tercih eden bir sanatçı. Amerika’nın dışına hiç çıkmadı. Bu bilinçli ve münzevi tercihi, sanat eğitimi almamasına rağmen, onu kendi şiirsel dünyasında sonsuz işler üretmeye yöneltti. Deneysel kısa filmleri için Salvador Dali’nin “Bu fikirleri benim bilinçaltımdan çalmış!” dediği aktarılır. Ürettiği küçük boyutlu eserler, çok yönlü şiirsel evrenini hemen ele verirken, herkes onu

    Read more →

  • Bir yazarın eserlerinde sözünü ettiği mekanlar, isimler ve karakterler okur için birer yol göstericidir. Yazarından büyük izler taşıyan bu işaretler, onun yazı evrenini keşfetmeye yarar. Fakat böyle bir yükün altına girip iğneyle kuyu kazarcasına bilgileri su yüzüne çıkarmak zorlu bir uğraştır. Teknolojinin hayatımızı kolaylaştırmasıyla bu keşif kolaylaştı. Bir romanın tüm sayfaları arasında kısa sürede aramalar

    Read more →

  • “Hastalık” kelimesi huzursuzluğu içinde barındırır. Tıpkı huzursuzluk gibi hastalığı da tarif etmek zordur. Bilge Karasu hayatının son dönemlerinde kaleme aldığı, yarım kalan “Acı Çeken Gövde” adlı denemesinde şöyle der: “İnsan neyi betimlemeğe kalkmamış ki ağrıyı da betimlemeğe girişmiş olmasın?” Pankreas kanserinin pençesindeki Karasu bu kısa metinde bedenini ele geçiren amansız hastalığı anlamaya çalışırken, okuru Virginia

    Read more →

  • İngiliz edebiyatının ilk büyük kadın romancısı Jane Austen (1775-1817), kırk iki yaşında öldüğünde geriye altı roman bıraktı. Fakat Woolf’un deyişiyle Jane’in romanlarını yazacak, değil bir odası, sessiz bir köşesi bile yoktu. Kimi eleştirmenlerce yerden yere vurulan, kimilerince büyük bir yazar olmadığı savunulan Austen’ın, 40 yaşındayken tamamladığı ve ‘en sevdiğim romanım’ dediği Emma 200 yaşında. Yıl

    Read more →

  • Londra’da Thames Nehri’nin kıyısında dünyaca ünlü tiyatro, sergi ve konserlere ev sahipliği yapan Southbank Centre, 28 Eylül-12 Ekim 2015 tarihleri arasında düzenlenecek 9. Londra Edebiyat Festivali’nin programını açıkladı. Okumalar, sergiler, konserler ve film gösterilerinin olacağı festival kapsamında, Amerikan edebiyatının usta ismi Herman Melville’in (1819-1891) Moby Dick adlı romanı yazarlar, oyuncular ve müzisyenler tarafından seslendirilecek. Dört

    Read more →

  • İngilizler taklidin en iyi övgü biçimi olduğunu söyler. Bunu sanatın her dalına yaymak mümkün, fakat edebiyat söz konusu olduğunda ortaya çıkan ‘yeni’ eserin sebep olduğu sonuçlarla yüzleşmek sıkıntılı olabiliyor. Son dönemde sayısı iyice artan ‘klasikleri yeniden yazma’ vakasına bir yenisi daha eklendi: Jorge Luis Borges’in meşhur eseri Elif‘ten (Alef) yola çıkarak yazılan El Aleph Engordado

    Read more →