-
Let’s take a run through the halls of history. In 1887, Japanese Emperor Meiji’s nephew, Prince Komatsu, traveled with his wife to visit the Ottoman Empire. In response to this gesture, Sultan Abdülhamid II sent Adm. Osman Paşa’s Ertuğrul frigate with a delegation of 650 people to Japan in July 1889. In June 1890, the…
-
Biraz tarihin koridorlarında koşturalım. 1887’de Japonya İmparatoru Meiji’nin yeğeni Prens Komatsu, eşiyle birlikte Osmanlı İmparatorluğu’nu ziyaret eder. Sultan II. Abdülhamid bu ince davranış karşısında Tuğamiral Osman Paşa komutasındaki Ertuğrul Firkateyni’ni 650 mürettebatıyla Temmuz 1889’da Japonya’ya gönderir. Haziran 1890’da heyet Yokohama Limanı’na ulaşır. Osman Paşa, nişanı İmparator Meiji’ye takdim eder. Eylül 1890’da dönüş yolculuğuna çıkarlar. Ertuğrul…
-
Eyüp, Beyoğlu, Ortaköy, Nişantaşı, Sultanahmet, Adalar, Fatih ve daha nicesinin gölgesinde… Yahya Kemal’in ‘Sâde bir semtini sevmek bile bir ömre bedel’ mısraına tutunmuş. Bu coşku her geçen gün içinde kabara kabara yer ediyor. Bir filmin senaryosu, bir hikâyenin parçaları gibi kurguluyor eserlerini. Bu kenti resmederken, aynı zamanda yaşadığı ânı ve mekânı seneler sonrasına bırakmanın arzusunda.…
-
When you look in through the window of a clock repair shop, you see an old man sitting behind a desk, surrounded with repair tools of varying size and function scattered on his workbench. The old man works in a certain order of his own as he tries to fix the clock in his palm.…
-
Amerikalı yazar Susan Sontag, Başkalarının Acısına Bakmak adlı kitabında “Savaşın ve dehşetin yüzünü sergileyen fotoğraflara bakmaya ne kadar dayanabilirsiniz?” diye bir soru fısıldar. İnsanı baştan ayağa ürküten, biraz da düşündüren bu soru, son kertede kişiyi kalbi diri tutan o merhamet duygusunun eşiğine bırakacaktır. Merhametin insanın içini ısıtan sıcaklığından, 14. yüzyılda Paris’te cerrahlık yapan Dr. Henri…
-
‘Her İstanbullu az çok şairdir’ diyen Tanpınar’a öncelikle hak vermek lazım. Zira bu şehir, dünyanın en çok ilham veren mekânlarından biri. Ahmed Midhat Efendi, Ahmet Rasim, Abdülhak Şinasi Hisar, Sait Faik ve Sâmiha Ayverdi için ‘İstanbul yazarları’ listesinin en tepesinde olan isimler diye söz etsek kimse kırılmaz, darılmaz. Bu velut şehirden kaplarınca istifade eden yazarlar,…
-
Bir saatçi dükkânının penceresinden baktığınızda, etrafında irili ufaklı envai çeşit alet olan yaşlı bir adam görürsünüz içeride. Avucunun içindeki saati tamir ederken kendince bir düzeni vardır. Biraz sonra kapıdan sızan ince bir metal kokusu gelecektir burnunuza. Buradan süzülüp şehrin orta yerindeki bir hastaneye uğradığınızda, yeşil önlüklere bürünmüş; sadece gözleri dışarıda ellerinde iğneler, neşterler olan doktorlar…
-
Hikâye tanıdıktır. Yıllar evvel (2005) İstanbul Yaya Sergileri kapsamında Karaköy’deki PTT binasına asılan ‘Gel keyfim gel’ ve ‘Bu da geçer ya Hu’ yazılı hat levhaları yasadışı örgüt pankartı sanılarak apar topar sergilendikleri yerden kaldırılır. İki usta hattat İsmail Hakkı Altunbezer ve Mustafa Halim Özyazıcı’ya ait yazıların ansızın gözden kaybolması pek çok kimseyi şaşırtır, daha da…
-
Su, toprak, ateş, hava… Âlem bu dört unsurun terkibi. Bunların birbiri içine geçtiği en güzel şehirlerdendir, İstanbul. Kimi zaman biri ötekine galip gelse de İstanbul, ya su, ya ateş, ya toprak görünür bakan için. Bu bereketten en çok sanatçıların nasiplenmesi kadar doğal ne olabilir? Hele ki bu, 40. sanat yılına giren bir ressam ise… Çağdaş…
-
Şehirler biraz da sestir. Bir yol bulup anbean o şehrin mimarisi gibi yükselirler. Hele söz konusu bu şehrin içinden Dede Efendi’ler, Itri’ler, Hacı Arif Bey’ler, Ali Ufki’ler ve Münir Nurettin Selçuk’lar geçmişse… İstanbul ve müzik kelimelerini yan yana düşünmek bile insanın içindeki tüm sıkıntıları eritmeye yeter. Tanpınar’ın deyişiyle bu musikide saklıydı “bütün medeniyetimiz, kirimiz, pasımız,…