• Rivayete göre Sultan Ahmed, üzerinde Hz. Peygamber’in (sas) ayak izi bulunan bir taşı Kayıtbay Türbesi’nden İstanbul’a getirtir. Önce Eyüpsultan Camii’ne koyar. Sultanahmed Camii bitince de buraya nakledilecektir. Bu sırada bir rüya görür. Memlûk sultanlarından Kayıtbay, kendisini Peygamber Efendimiz’e şikâyet etmede ve Kadem-i Şerif’i geri istemektedir. Peygamber Efendimiz de bunun geri verilmesini söyler. Rüyasını Aziz Mahmud…

    Read more →

  • Yazar Oya Baydar ve yönetmen Melek Ulagay yeni yayımlanan “Bir Dönem İki Kadın / Birbirimizin Aynasında” (Can Yayınları) adlı kitapta 1940’lardan günümüze Türkiye’de ve dünyada yaşananları iki kadının gözünden anlatıyor. Nehir söyleşi tarzındaki kitap 27 Mayıs darbesi, 68 olayları, 12 Mart ve 12 Eylül darbeleri, Kürt hareketi, Filistin kampları ve daha pek çok konu etrafında…

    Read more →

  • Nazlı Ecevit –  Şeref Kamil Akdik  İnsanın sonsuzluğunu bir parçacık anlayabilmenin yolu biraz da yüzünden geçer. Pek çok şey oradan kolayca okunur. Şairler ve ressamlar belki de bunu en rahat yapabilendir. O yüzün, o bedenin ait olduğu dünyayı hakiki anlamda verebilmenin ve bunu izleyiciye anlatabilmenin zorluğu bir yana, renklerle, fırça darbeleriyle, ışığın türlü türlü oyunlarıyla…

    Read more →

  • Yayın dünyasında ilk kez duyulan Kara Güneş Basım adlı yayınevi, ocak ayının başında blog sitesinde (karagunesbasim.blogspot.com), Salman Rüşdi’nin tartışmalı romanı Şeytan Ayetleri’ni 28 Ocak’ta yayımlayacağını duyurdu. Kitabın kapağını da hazırladı. Aynı gizemli yayınevi, haberin medyada yer almasının ardından, blog sitesinde “varlığımızı sorgulayan ve ‘yasal prosedürler’e uymadığımıza göre güvenilir olmadığımızı ima eden…” cümleleriyle haklarında çıkan haberi…

    Read more →

  • Türk çağdaş sanatının ustalarından Ömer Uluç ile Turgut Cansever çok yakın iki arkadaştı. Her sergi öncesinde Uluç ve Cansever aralarında minik bir oyun tertiplermiş. Sergi salonu daha henüz çok kalabalık değilken Cansever, tüm eserleri büyük bir heyecan ve dikkatle izler, büyük bir coşkuyla sergiyi anlatır, ardından Ömer Uluç’a “İşte şimdi yaptığınız son resmi tahmin edeceğim.”…

    Read more →

  • Bir dünya Metin And

    Sait Faik ‘Gün Ola Harman Ola’da usta bir marangoz olan Mercan Usta’nın hikayesini anlatır. Hiç görmeden, adından ve sanatından dolayı sevilebilecek biridir o. Ellerine hayran hayran bakılacak, isimleri şiir dolu aletleri kurcalanacak bir ihtiyar. Sanatındaki tekniğe, zarafete imanı olan ustalardandır. Bir de deniz gibi koca dünyasını ekleyin bu güzelliklere… Öyle sanatına kendini adamış insanları bulmak…

    Read more →

  • Kültür ve Turizm Bakanlığı yayıncıların bandrol alımında yeni bir uygulama başlattı. Başvuruda istenen belgelere eserin sahibi ile yapılmış sözleşmeyi de ekledi. Bu belgede, yayıncıların mukavele yaptığı yazarla kaç liralık telifle anlaştığı, bu anlaşmanın ne zaman biteceği gibi ‘mahrem’ konular yer alıyor. Bakanlık, hem açılan davalarda sözleşme isteyen mahkemelere karşı bu uygulamasıyla kendini garantiye almış oluyor…

    Read more →

  • Turgut Cansever “Ben doğrusu bir şeyden çok emindim. Hatırlıyorum, çocuklarım kardeşlerim, ‘Sen bunları yazıyorsun ama kim okuyacak, yazacak?’ diyorlardı. ‘Birileri okuyacak, biliyorum’ diyordum.” Oğuz Atay’ın o meşhur ‘Ey okur nerdesin?’ sorusunun hemen kıyısına konulabilecek bu sözler, usta mimar Turgut Cansever’e ait. Aynı ızdırabın içinden kopup geldiğini sezmek hiç de zor değil. Zira ‘ben buradayım’ diyebilecek…

    Read more →

  • It probably wouldn’t be wrong to argue that those who best pay attention to what is going on in the world are poets and painters. They reveal whatever they have collected in their sacks when the time is right. What we have to do then is to take a walk before their benches to look…

    Read more →

  • ‘Dünyanın içindekilere, dışındakilere en iyi kulak verenlerin başında şairler, ressamlar gelir’ desek herhalde pek de kimse karşı çıkmaz. Heybelerine topladıkları, vakti gelince yuvalarından çıkar. Bize de tezgâhlarından geçip önümüze düşenleri büyük bir hayretle izlemek düşer. O alelade, dönüp bakmadığımız ‘şey’ler, nasıl cezbedici bir havaya bürünür, nasıl içine çeker, anlam vermek zorlaşır. Susarız. Bu büyülü dünyanın…

    Read more →