• Amerikalı yazar John Williams (1922-1994) Stoner adlı romanını 1965’te kaleme almıştı. Yazarın kendi hayatıyla benzerlikler taşıyan eserin konusu kısaca şöyle: William Stoner ziraat fakültesini bitirip babasının çiftliğini devralmak için yola düşer. İngiliz edebiyatına merakı, onu bu alana yöneltir. İnişli çıkışlı bir evliliğe rağmen aşkı bulan Stoner sönük ve sıradan bir akademisyen sayılmasına rağmen işini coşkuyla…

    Read more →

  • Günümüzde gittikçe yaygın bir hal alan çeviri intihaline karşı TÜBİTAK destekli bir çeviribilim projesi yürütülüyor. Yayın dünyasına pek çok katkısı olacak projenin ekibine göre, 100 Temel Eser kitapları intihal çeviri sayısının artmasına yol açtı. Artan çeviri intihalini tespit etmek ve önlemek için mekanik bir yönteme ulaşmayı hedefleyen projenin başlangıcı; yazar, çevirmen Sabri Gürses’in 2006’da bir…

    Read more →

  • Türkiye’nin en uzun soluklu dergisinin kurucusu Yaşar Nabi, “Dergicilik zor iş.” demişti bir yazısında ve eklemişti: “Bir derginin edebiyata yeni isimler kazandırıp kazandırmadığı çok önemlidir.” Süleyman Şah Üniversitesi’nde önceki gün düzenlenen “Günümüzün Fikir ve Sanat Vadileri: Edebiyat Dergileri” başlıklı panel de günümüzün dergi yöneticilerini buluştururken dergiciliğin hâlâ zor bir zanaat olduğunu gözler önüne serdi. Beşir…

    Read more →

  • Avrupa Birliği’nin (AB) oluşturduğu ve 2007-2013 yıllarını kapsayan ‘Avrupa Kültür Programı’ tamamlanmak üzere. Programın Türkiye’deki ayağından sorumlu, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Kültürel İrtibat Noktası’ndan Hale Ural, Tuba Köksal ve Hakan Tanrıöver ile programın değerlendirmesini, yeni hibe programını ve Türkiye’deki kültür kurumlarına önerileri konuştuk. Kültürel İrtibat Noktası olarak, Avrupa Kültür Programı süresince nasıl bir sorumluluğunuz…

    Read more →

  • Eduardo Cadava, Türkçede Işık Sözcükleri adıyla yayımlanan kitabında, fotoğrafın bir yitirmişlik biçimi olduğundan söz eder. Walter Benjamin’den alıntılayarak şöyle der: “Fotografi, tarihte ilk kez, bir insana ait kalıcı ve şaşmaz izleri muhafaza etmeyi olanaklı kıldı.” Fotoğrafın insana ait izleri önümüze sunmaktaki bu ürkütücü gücü, görüntülerin zenginliği ve sarsıcı derinliği ile daha da anlam kazanır. Zaman…

    Read more →

  • 32. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, geçtiğimiz cumartesi günü Beylikdüzü’ndeki fuar merkezinde açıldı. TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım AŞ tarafından düzenlenen fuar, öğrenci, öğretmen ve emeklilere ücretsiz iken, fuara giriş bedeli ise 7 TL. Fakat fuara gelmek için metrobüsü tercih eden ziyaretçileri bir sürpriz bekliyor. Köprü üstüne tünemiş korsancılar yayınevlerine dağıtılan ve fuara ücretsiz giriş imkanı sağlayan…

    Read more →

  • Şehir ve Oyun temasıyla bu yıl 5’incisi düzenlenen İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali’nin (İTEF) açılışı önceki akşam Avusturya Kültür Ofisi’nin Yeniköy’deki tarihî binasında gerçekleşti. Geceye, edebiyat ve sanat dünyasından pek çok isim katılırken açılış etkinliği, Avusturya Kültür Ofisi’nin Bele Marx ve Gilles Mussard tarafından 6.000 alüminyum elbise askısından oluşan dikkat çekici yerleştirmesi altında konuşmalar ve okumalar…

    Read more →

  • 1950’li yıllarda genç bir kütüphaneci olan Mustafa Güzelgöz, Ürgüp Tahsinağa Kütüphanesi’nde göreve başlar. Nevşehir’de ulaşılması zor engebeli yolları aşarak, kütüphaneden aldığı kitapları civardaki köylerin halkına eşekle taşıdığı için “Merkepli Kütüphaneci” lakabıyla anılmaya başlar. Namı yurtiçine ve yurtdışına yayılan Güzelgöz, bu gayretinden ötürü pek çok ödüle layık görülür. Güzelgöz’ün bu hikâyesi, Fakir Baykurt’un Eşekli Kütüphaneci adlı…

    Read more →

  • Susan Sontag hastalık ülkesine göç edip oranın neye benzediğini anlattığı benzersiz kitabı Metafor Olarak Hastalık adlı kitabına şöyle başlar: “Hastalık, hayatın gece karanlığıdır; daha sıkıntılı süren bir yurttaşlıktır. Doğup hayata gelen herkes, biri ‘sağlıklılar’, diğeri ‘hastalar’ ülkesinde olmak üzere çifte vatandaşlığa sahiptir bu yeryüzünde.” Yaşayan en büyük Türk şairlerinden Gülten Akın, yaklaşık altı yıl sonra yayımladığı…

    Read more →

  • Günümüz İspanyol edebiyatının usta isimlerinden Carlos Ruiz Zafón’un Türkçeye Rüzgârın Gölgesi adıyla çevrilen kitabında, henüz çok genç olan Daniel Sempere adındaki genç kitapçı babasıyla birlikte Unutulmuş Kitaplar Mezarlığı’nı ziyaret eder. Babası, oğlundan bir kitap seçmesini ve onu evlat edinmesini ister. Genç Daniel, mezarlıktan daha önce hiç adını ve yazarını duymadığı bir romana uzanır. Bu romandan…

    Read more →