• Kelimelere çizgilerin eşlik ettiği bir kitap iyi bir çizerin elinden çıkmışsa, sunduğu dünya kışkırtıcıdır, okuru huzursuz eder. Zaman’daki işlerinden tanıdığımız Cem Kızıltuğ, bize bu merak uyandırıcı alanı vaat eden çizerlerden. Daha önce C’empati ve Alegorik Gri albümlerinde çizimlerini bir araya getiren Kızıltuğ, bu kez Doku adlı kitabıyla karşımızda. 50 denemenin yer aldığı Doku, “Her Tebessüm

    Read more →

  • Şair ve yazarların çalışma mekânlarını ziyaret etmek okurlar için büyük bir saadettir. Sevdiği yazarın peşine düşen meraklılar, onun geride bıraktığı yazı masasını, kalemleri, defterleri, karalamaları ve odasının manzarasını hayranlıkla izler. Doğumunun 100. yılı kutlanan Galli şair Dylan Thomas’ın Galler’in Laugharne kasabasındaki kayık evini ziyarete gelenler, şairin hatıraları arasında büyük bir merakla geziniyor. Nehrin kıyısındaki bu

    Read more →

  • Edebiyatçıların eserlerindeki karakterlere nasıl isim verdikleri okurlar için merak uyandırıcı bir sorudur. Jorge Luis Borges’e “Karakterlerinize isim bulurken belli bir yönteminiz var mı?” diye sorulduğunda, usta yazar şöyle cevap verir: “İki yöntemim var. Birincisi dedelerimin, onların babalarının adlarını kullanmak. Diğeri ise bir şekilde dikkati­mi çekmiş adları kullanmak. Örneğin, bir öykümde sürekli ora­dan oraya gidip gelen

    Read more →

  • Sansüre karşı mücadele eden, telif hakları, okur-yazarlık ile yayınlama özgürlüğünü dünya çapında destekleyen ve merkezi İsviçre’de olan Uluslararası Yayıncılar Birliği’nin (The International Publishers Association – IPA) Ekim 2013-Ekim 2014 raporu geçtiğimiz hafta yayınlandı. Türkiye, raporda ifade özgürlüklerinin kısıtlandığı bir ülke olarak anılırken, hükümetin ifade ve yayınlama özgürlüğünü güvence altına almaktaki başarısızlığına değiniliyor. Kırk ülkenin yer

    Read more →

  • Entelektüel üretimin maddi kaygılardan arınmış olması pek çok yazarın hayali. Yazarlığın profesyonel bir uğraş olarak görüldüğü çağımızda, bu arzuyu gerçekleştirmek için kalem erbabının türlü türlü yollar aradığını görmek çok da zor değil. William Faulkner’a yazarın ekonomik özgürlüğe ihtiyacı olup olmadığı sorulduğunda, usta yazar ‘hayır’ diye başlayarak devam eder: “Yazarın ekonomik özgürlüğe ihtiyacı yok. Tek ihtiya­cı

    Read more →

  • Hepimizin içinde saklı bir yazar olduğu söylenir. Yazma arzusuyla yanıp tutuşan pek çok hevesli, yazacağı kitabın raflarda okurunu beklediğinin hayalini kurar. Roland Barthes’ın deyişiyle, “Tam olarak okumayı sevdiğimiz yazar gibi yazmayı arzulamayız kesinlikle; arzuladığımız şey, yazı yazan kişinin yazarken duyduğu arzunun kendisidir ya da daha da ileri giderek şunu söyleyebiliriz: Yazarın yazarken okura duyduğu arzuyu

    Read more →

  • Bir müzede veya galeride önüne dikildiğimiz tabloya karşı boş bakışlarımızı, onları hayranlıkla izleyenlerden kaçırmak bizi biraz rahatlatır. Bu yüzden izleyicinin soyut sanata duruşu ya sevgi ya da nefret üzerine kuruludur. Fakat aradaki mesafeyi kısalttıkça, zevkli bir alışverişe girdiğimiz anlar da olur. Her tablo görsel bir metafor şölenine dönüşür, zihin tatlı yorgunluğuna teslim olur. Rus ressam

    Read more →

  • Sanat iştah kabartıcı bir yatırım aracı olarak kendi sularında akıyor. Bu kârlı alanın senelerdir büyük oyuncusu olan Avrupa, rolünü ABD’ye devrederken, son rakamlar piyasanın buradan Çin’e doğru uzandığını gösteriyor. Dünyanın en büyük sanat araştırma merkezi Paris Artprice’ın rakamlarına göre, 2013/14 yılını 2 trilyon gelirle kapatan çağdaş sanat piyasası, bu uçuk rakamlarla birlikte aynı zamanda kendi

    Read more →

  • Edebiyat çevirisinin ülkemizde çok da önemsendiğini söylemek doğru olmaz. Türkçenin özensiz kullanıldığı çevirileri bir kenara bırakırsak, bu çeviri eylemi Alberto Manguel’in deyişiyle, ‘basit bir saf değiş-tokuş’ olarak değerlendirilemez. Kültürün vazgeçilmez bir dinamiği olan çeviri, Tomris Uyar’ın tespitiyle “Türkiye edebiyatına her zaman taze bir kan, yeni bir soluk getirmiş, öz yapıtları etkilemiş, dilin olanaklarını genişletmiş. Kapalı

    Read more →

  • Yaşadığı dönemde kendisine duyulan hayranlığı göremeyen yazarların talihsizliği dokunaklıdır. Binbir emekle ördükleri o edebî dünyanın sefasını sürmeden aramızdan usulca ayrılırlar. Şilili yazar Roberto Bolaño (1953-2003), bu talihsizler listesinin üst sıralarında yer alan yazarlardan. Elli yaşında karaciğer rahatsızlığından öldüğünde, ardında sonradan keşfedilecek büyük bir edebî miras bırakmış olsa da edebiyat yarışmalarına katılarak hayatını kazanan bir yazardı.

    Read more →