2013

  • 1950’li yıllarda genç bir kütüphaneci olan Mustafa Güzelgöz, Ürgüp Tahsinağa Kütüphanesi’nde göreve başlar. Nevşehir’de ulaşılması zor engebeli yolları aşarak, kütüphaneden aldığı kitapları civardaki köylerin halkına eşekle taşıdığı için “Merkepli Kütüphaneci” lakabıyla anılmaya başlar. Namı yurtiçine ve yurtdışına yayılan Güzelgöz, bu gayretinden ötürü pek çok ödüle layık görülür. Güzelgöz’ün bu hikâyesi, Fakir Baykurt’un Eşekli Kütüphaneci adlı…

    Read more →

  • Susan Sontag hastalık ülkesine göç edip oranın neye benzediğini anlattığı benzersiz kitabı Metafor Olarak Hastalık adlı kitabına şöyle başlar: “Hastalık, hayatın gece karanlığıdır; daha sıkıntılı süren bir yurttaşlıktır. Doğup hayata gelen herkes, biri ‘sağlıklılar’, diğeri ‘hastalar’ ülkesinde olmak üzere çifte vatandaşlığa sahiptir bu yeryüzünde.” Yaşayan en büyük Türk şairlerinden Gülten Akın, yaklaşık altı yıl sonra yayımladığı…

    Read more →

  • Günümüz İspanyol edebiyatının usta isimlerinden Carlos Ruiz Zafón’un Türkçeye Rüzgârın Gölgesi adıyla çevrilen kitabında, henüz çok genç olan Daniel Sempere adındaki genç kitapçı babasıyla birlikte Unutulmuş Kitaplar Mezarlığı’nı ziyaret eder. Babası, oğlundan bir kitap seçmesini ve onu evlat edinmesini ister. Genç Daniel, mezarlıktan daha önce hiç adını ve yazarını duymadığı bir romana uzanır. Bu romandan…

    Read more →

  • İyi edebiyatın ne türden özelliklere sahip olduğu sorusu, hemen içinden çıkabilecek bir alan vaat etmez. Cem Akaş’ın güzel tanımlamasıyla “oku–zevk al–unut” kitapları dışında kalan eserleri has edebiyat diye tanımlarsak, her türden okumanın insana pek çok şey kattığı kesin. Fakat yeni yayımlanan bir araştırmaya göre “has edebiyat / iyi edebiyat” dediğimiz dil zevki veren, değerli ve kalıcı…

    Read more →

  • Yazmayı kendisi için bir cehennem olarak tanımlayan usta şair İlhan Berk (1918–2008) şöyle devam eder: “Yeryüzü, bu en büyük kitap, hep yazılmalıdır. Sözcükler, sevgili sözcükler yerlerinden oynatılmalıdır, yeni bir yaşam adına.” Necatigil’in deyişiyle şiirimizin ‘uç beyi’ Berk’in şiirleri, resimleri, kitapları, defterleri, çalışma odası, fotoğrafları, giysileri ve özel eşyaları ilk kez Bodrum dışına bir sergiyle çıktı.…

    Read more →

  • Cumhuriyet dönemi edebiyatımızın usta yazarlarından Peyami Safa’nın eserlerinin telifi konusunda Ötüken Neşriyat ile Alkım Yayınları arasında süren dava, geçtiğimiz günlerde yayımlanan bilirkişi raporunun ardından yeni bir sürece girdi. Alkım Yayınevi’nin açtığı tazminat davasında alınan bilirkişi raporuna itiraz eden Ötüken Neşriyat, yeni bilirkişi incelemesi talep etmişti. Mahkemenin atadığı yeni bilirkişiler bir rapor hazırladı. Taraf gazetesinde dün…

    Read more →

  • 1980’li yıllardan sonra yüksek kültür ile popüler kültür arasındaki hararetli tartışma pek çok alana olduğu gibi edebiyata da yansır. Özellikle popüler romanlara kültürel çalışmalar alanından bakıldığında ortaya çıkan tablo tartışmaları beraberinde getirir. Kanadalı edebiyat eleştirmeni ve akademisyen Peter Swirski, popüler kültür ile yüksek kültürün sürekli etkileşim içinde olduğunu söylerken, Antony Easthope’un deyişiyle bir kitabı popüler…

    Read more →

  • Teknoloji, bilgiyi alma şeklimizi değiştirdi. Artık ceplerinde dijital kütüphane taşıyan bir nesille karşı karşıyayız. E-kitaptan sonra sesli kitapların satışının son yıllarda neredeyse ikiye katlanması kitaplarla kurulan yeni ilişkinin habercisi. Teknolojinin ucuzlaması sesli kitapların üretim maliyetini 3-5 kat düşürürken, bu gelişmeye dinleyicilerin de ilgisi eklenince Batı’da ciddi bir pazar oluştu. Pek çok irili ufaklı yayıncı basılı…

    Read more →

  • İngiltere’nin saygın edebiyat ödüllerinden Desmond Elliot İlk Roman Ödülü’ne geçtiğimiz ay Ros Barber layık görüldü. Genç romancının kitabının en önemli özelliği kafiyesiz şiir şeklinde yazmış olmasıydı. Seçici kurul, Barber’ın eserini teknik ve kapsam açısından, roman türüne meraklılar için ufuk açıcı ve etkileyici bir biçim olduğunu gerekçe gösterdi. Bu eserlere Batı’da “verse novel”, bizde ise “manzum…

    Read more →

  • Edebiyatta özellikle baba-oğul ilişkisi çokça işlenen temalardandır. Kopuk, gergin ve sürekli çatışan bir ilişkiler ağı kendini belli eder. Hele yazar bir babanın/annenin çocuğu olmak başlı başına bir başka çatışmanın/buluşmanın alametidir. Tüm babaları yazar zannederek büyüyen Cahit Zarifoğlu’nun kızı Betül Zarifoğlu Koç’un, evdeki çoğu vaktini yazmakla geçiren babasına dair anlattıklarını dinleyelim: “İlkokul 2. sınıfta, bir arkadaşımın…

    Read more →