2009

  • El ele sıraya dizilmiş çocuklar… Uzun bir yoldan geldikleri hallerinden belli. Merak dolu ışıltılı bakışlarıyla içeri girmek için bekleşiyorlar. Biraz da heyecanlılar. Belki de ilk kez bir müzeye girmenin sevinci bu yaşadıkları. Aslında ziyaret etmeye hazırlandıkları bu müze de aynı heyecan içinde desek yeridir. Zira iki yıldır restorasyon sebebiyle kapıları kapanan müze, ‘Serginin Sergisi’ adlı…

    Read more →

  • “Otuz yıl önce Paris’e gelmiştim. Parklarda ve garlarda uyudum. O zamanlar, biri bana bir gün böyle bir şey olacağını söyleseydi, inanmazdım.” Türk sinemasının usta ismi Nuri Nilge Ceylan, dün Paris Belediyesi’nin ‘Büyük Vermeille Madalyası’nı alırken duygularını böyle anlattı.Ceylan, Paris Sinema Festivali bünyesinde Paris Belediyesi’nin tarihî Hotel de Ville binasında düzenlenen törende ödülünü Belediye Başkanı Bertrand…

    Read more →

  • Önce yıldı, sonra mevsime dönüştü. İptal edilecek dendi, dört bir yanda kutu kutu laflar dolaştı. Bir sarkaç gibi ertelenmeler, iptal edilmeler arasında gitti geldi. Ama nihayet muradına erdi. Aralarında bazen soğuk rüzgârlar esen iki ülkenin, tüm buzlarını eritecek Fransa’da Türkiye Mevsimi’nin (Saison de la Turquie en France) açılışı önceki akşam Eyfel Kulesi’nin gölgesinde yapıldı. 30…

    Read more →

  • “Çocukluğunda büyükbabamın evindeki balkonda 150’den fazla farklı çiçek vardı. Çiçeklere bakarak büyüdüm. İstanbul’a geldiğimde, elimde büyükbabamın hiçbir hatırası yoktu. Böylece çiçekleri kurutmaya başladım.” Bu sözler, beş yıldır İstanbul’da yaşayan otuz üç yaşındaki İtalyan Alessandro’ya ait. Yani bizim için bir yabancıya.. Kendi dünyasından çıkmaya ürken modern zamanların insanı, yabancı bir yüze kapılarını sırlamış bir halde. ‘Türklerin…

    Read more →

  • Cahit Koytak Anadolu şehirlerinin birinde şiirle bağını gittikçe güçlendiren şirin bir ilçe var: Sapanca. Göl sularının sesine mısraların eşlik ettiği Sapanca’da şiir akşamlarının dokuzuncusu gerçekleştiriliyor. Etkinlik, bu yılın onur konuğu usta şair Cahit Koytak’ın ve şiirinin konuşulduğu panelle önceki akşam başladı. Sakarya Valiliği ve İl Kültür Müdürlüğü’nün katkılarıyla düzenlenen şiir akşamları, pek çok şairi ve…

    Read more →

  • Süheyl Ünver Güzel Sanatlar Akademisi’nde 1955 yılına kadar hocalık yapan Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver, klasik Türk sanatlarını yeniden diriltmek amacıyla 1957’de Cerrahpaşa Tıp Tarihi Enstitüsü’nde bir atölye kurar. Tezhip, minyatür sanatlarımızın uygulandığı bu atölye bir anlamda Osmanlı nakışhane geleneğini andırır. Ünver, hat, minyatür, tezhip gibi o dönemlerde gözden düşmüş sanatların hamisi olur. Ahmet Hamdi Tanpınar…

    Read more →

  • Türkiye’nin dört bir yanından Malatya’nın şirin ilçesi Darende’ye gelenlerin coşkusu, önceki gün Tohma Irmağı’nın sesine karıştı. 8. Darende, Somuncu Baba ve Hulûsi Efendi Kültür Etkinlikleri, yediden yetmişe herkesi bir araya getirmişti. Günler öncesinden hazırlıkları yapılan etkinlik için Ankara’dan, İzmir’den, Bursa’dan, Konya’dan, Osmaniye’den, daha da ötesinde İngiltere’den gelen misafirler vardı. Tohma Irmağı’nın kıyısında düzenlenen Somuncu Baba…

    Read more →

  • Bedeninin bir parçası olmuş tahta bacakla, hayata tutunmaya çalışan bir çocuk… Mermi izlerinin gölgelediği duvarın kenarında, oyuna katılamadığı için üzgün bir halde bekliyor. Yanında da bir gözü gölgede kalmış, elindeki bebeğe sıkı sıkı sarılmış bir çocuk var. Hemen arkada ise minik cüssesiyle utancından ellerini yüzüne götürmüş bir kız. Mermilerin delip geçtiği iki duvar arasında boy…

    Read more →

  • Haliç’in kıyısında, Hasköy’de bir şapka fabrikası… Şehrin sakinlerini sıcağa, toza dumana esir etmemek için harıl harıl çalışıyor. Makine sesleri, top top renkli kumaşların arasına karışıyor. İşçilerin kimi kalıp çıkarıyor, kimi yeni modeller üretiyor, kimi de tezgâhın başında şapkaları paketliyor. Bu görüntü böyle uzun yıllar sürüp gidiyor. 1980’in sonuna doğru ise ekmeğini şapkadan kazanan işçilerin sesi…

    Read more →

  • Şehirlerin öyküsü biraz da insanın kendi hikâyesidir. Hele kadim bir şehrin peşindeyseniz, tarihin belleğinin en ücra köşelerine uzanmanız gerekir. Nefesinde medeniyet taşıyan bir kentin her zerresi, büyük bir dünyaya davet eder insanı. Tanpınar’ın Beş Şehir’i, Italo Calvino’nun Görünmez Kentler’i hep o sırrın ardına düşmüştür. “Şehirlerin göksel kaderine inananlar, o kaderin gökyüzünden göründüğünü bilirler. Diyarbakır, gökyüzünden…

    Read more →