Sep 2009

  • 11. Uluslararası İstanbul Bienali’nin üç mekânından biri olan Feriköy Rum Okulu’nun birinci katında iki göz oda… Odanın sakini, 30 yıl önce Erzincan’dan çıkıp gelen Hayri Efendi… Evde eşi ve iki çocuğu. Yıllarca zil seslerine, çocuk sesleri karışmış bu bahçede. İnsan bir ‘şey’i sevince onu her şeyiyle kabul edermiş; o da bu gerçeğin tam kalbinde, okulun…

    Read more →

  • Tüplerden çıkan boyalar yapaydır onun için. Kadim devirlerden bir nakkaşın ruhu sanki ucundan kıyısından ona bulaşmış, aynı gökyüzüne bakıyor. Kendi renklerinin, boyasının peşindedir. Doğal olanı bulmak arzusunda yol alırken tarih öncesi sanatla ilgili kitapta bir tarif çıkar karşısına. Tünel’deki Haşet Kitabevi’nden aldığı kitabın yazarı Mauduit aradığını kulağına fısıldar. Davul tozunu, minare gölgesiyle karıştırmasını gerektiren bir…

    Read more →

  • Ramazan otuz günlük ziyaretini bitirdi. Önümüzdeki yıla çıkılır mı bilinmez, ama artık yeme içmekten gönül rahatlığıyla söz edebiliriz. Şöyle bir hatıra ile başlayalım; Yahya Kemal’in yemekle arasının ne kadar iyi olduğu herkesçe malum. Bir arkadaşıyla girdiği lokantada hemen yemek listesine sarılan üstad, heyecanla okumaya başlar. Epey bir süre sonra arkadaşına dönüp, “Biliyor musun, şimdiye kadar…

    Read more →

  • Aynı gök kubbenin altında vaktini bekleyen insanlarız. Bu dünya denilen gölgelikte bir kavga tutturmuş gidiyoruz. Ürkütücü ama hep farklılıklara odaklanmış bir göz kuşatmış dört yanımızı. Oysa Yunus Emre, yüzyıllar öncesinden, “Hakkı gerçek sevenlere/ Cümle âlem kardeş gelir” diye sesleniyordu. Shakespeare ise “İnsanın kaderini sevgi belirler.” diyordu. Sanki bu sözler hiç söylenmemiş gibi Amerikalı siyaset bilimci…

    Read more →

  • İstanbul’un sanat dünyasında gittikçe bir ‘yayılma’ olduğu aşikar. 11. Uluslararası İstanbul Bienali vesilesiyle bugünlerde metrekareye düşen sergi sayısı ise bir hayli yüksek. Bienalin gölgesinden istifade etmeye çalışan sanat dünyasından sürekli yeni haberler, farklı projeler geliyor. Günümüz sanat ortamında üretilen işlerin sanatseverlere ulaşmasını kolaylaştıracak uçuk fikirler, onları cezbedecek projeler için kafa yoranlar yok değil. Bienalin bereketinden…

    Read more →

  • Türk Yayıncılığının Yeniden Yapılandırılması Projesi’ kapsamında devam eden çalışmalardan biri olan 5. Ulusal Yayın Kongresi’nin hazırlıkları tamamlandı. Uzun bir aradan sonra beşinci kongresiyle yayıncıları hatırlamış olan devlet, bu kez sivil bir mantıkla hareket edecek. 4-5 Aralık günlerinde Ankara’da düzenlenecek kongrenin basın toplantısı dün Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde yapıldı. Toplantıya Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Ulusal…

    Read more →

  • 11. Uluslararası İstanbul Bienali’nin rehber kitapçığının son sayfalarında şöyle bir reklam var: “İnsan neyle yaşar? Yemekle mi? Suyla, havayla mı? Sevgiyle, tutkuyla, ahlakla, erdemle, gururla, heyecanla, parayla, bilgiyle mi?” Bir diğer reklam ise “İnsan filmle yaşar. İnsan futbolla yaşar. İnsan diziyle yaşar. İnsan belgeselle yaşar. İnsan yemekle yaşar. İnsan haberle yaşar. İnsan sanatla yaşar. İnsan…

    Read more →

  • Baharın sıcak yüzünü hafiften göstermeye başladığı bugünlerde İstanbul’un iki büyük özel müzesi; İstanbul Modern ve Pera, öğrencilere indirimli ve ücretsiz giriş imkânı sunuyor. Halen ‘Gölgeye Övgü’ sergisinin devam ettiği İstanbul Modern’i, ‘Senin Arkadaşın Bizim Arkadaşımız!’ başlıklı kampanyasıyla 6 Mayıs’a kadar üniversiteli iki arkadaştan biri ücretsiz ziyaret edebilecek. Kampanya kapsamında salı ve cuma günleri üniversitelerden İstanbul Modern’e…

    Read more →

  • Bir sergi düşleyin, evveli ahirine uymayan, sürekli halden hale bürünen… Klasik sergi türlerinden farklı, ucu açık, şaşırtıcı, gizemli ve yeni işlerle dolu. Kısa bir süreliğine bildiğiniz, gördüğünüz tüm sergileri unutarak sizi bir ‘kente’ doğru yolculuğa çıkarıyoruz. Çağdaş sanatın önemli isimlerinden Sarkis’in İstanbul Modern’de kurduğu ‘Site’nin sokaklarına, kutu kutu odacıklarına, renkli eserlerine doğru… İstanbul Modern, ilk…

    Read more →

  • Babam ve Oğlum filminin giriş sahnesi pek çoğumuzun zihnindedir. Filmin kahramanı Sadık 12 Eylül darbesinin yapıldığı geceye denk geldiği için, doğurmak üzere olan karısını hastaneye götürecek ne bir kimse ne de araba bulabilir. Sokak ortasında doğum yapmak zorunda kalan karısı, bir süre sonra oracıkta ölür. Kucağında bebekle aklını yitirmek üzereyken, bir askerî araçtan inen çavuş…

    Read more →